HHaber

Doktorun gözyaşları içerisinde kaldığı an…

Duyuruda uçakta bir arızanın meydana geldiği ve zorunlu olarak en yakın havaalanına inileceği söyleniyordu.
Uçaktan inerken baş hostes yaptığı duyuruda 16 saat sonra aynı istikamete uçuşun gerçekleşeceğini söylemişti. Doktor ihsan için bu çok uzun bir süre idi, olamazdı. Zira katılması gereken konferans zaten 6 saat sonra başlayacaktı.
Uçaktan indikten sonra doktor hemen havaalanındaki danışmaya gidip, onlara kendisinin çok meşhur bir doktor olduğunu her dakikasının çok önemli olduğunu 16 saat bekleyemeyeceğini ve başka bir uçağa binmek istediğini ifade etti.
Görevlinin cevabı netti; “Efendim eğer işiniz bu kadar acele ise hemen araba kiralayıp gidebilirsiniz. Buradan oraya gitmeniz 3 saatten fazla sürmez” diye cevap verdi. İhsan memnuniyetsiz bir şekilde araba kiraladı ve yola koyuldu. Yolda giderken birden hava değişti ve şiddetli bir yağmur yağmaya başladı. Önündeki yolu görmesi iyice zorlaşmıştı. 2 saat geçtiğinde yolunu kaybettiğini anladı. Acıkmış ve çok yorulmuştu.
Birazdan karşılaşacağı ibretlik olaydan habersiz konaklamak için bir yer aramaya başladı.
Konaklama için bir yer aramaya başladı ve sonunda küçük bir ev gördü o anda karşısında, önünde durup kapısını çaldı. Yaşlı bir kadın sesi geliyordu içerden; “Kim geldiyse içeri buyursun kapı açık.” Doktor içeri girdi ve oturan yaşlı kadından telefonu kullanmak için izin istedi.
Kadın gülümsedi ve; “Hangi telefonu oğlum, nerde olduğuna bakmıyor musun?! Burada ne telefon var ne de elektrik. Sen geç dinlen güzelce, sıcak çay var orada, bir fincan al iç, sofradaki yemeklerden ye dilersen. Gücün kuvvetin yerine gelirse yoluna devam edersin” dedi.
Doktor bir yandan yaşlı kadınla konuşuyor bir yandan da göz ucuyla etrafı inceliyordu. İçi çok da rahat değildi, zira fakir bir ailenin evi olduğu her halinden belli bir yerdi burası. Burada biraz bekleyip, hava düzelir düzelmez yoluma devam ederim diye geçirdi içinden ve çok hoşnut olmasa da yaşlı kadının gösterdiği sandalyeye oturdu.
Yaşlı kadın tekerlekli bir sandalyedeydi, büyük ihtimalle de yürüyemiyordu. Bir yandan sıcak çaydan yudumlarken bir yandan da kadını ve içinde bulunduğu evi tanımaya çalışıyordu.
Kadın tekerlekli sandalyesinde olduğu halde namaz kılması gerektiğini söyleyip yönünü çevirdi ve namaza durdu. İhsan daha önce mealinden de olsa Kuran’ı bir kez tamamen okumuş olsa da o yaşına rağmen doğru dürüst namaz kılmamıştı. Kadının bacaklarının rahatsız olmasına rağmen böyle gayretli bir şekilde namaz kılma arzusu İhsan’ı utandırmıştı.
Yaşlı kadın tekerlekli sandalyesinde kıldığı namazını bitirip, duasını yaptıktan sonra doktor ihsan bu iyi yürekli hanım efendiye teşekkür etti. Sonra birden bire, odanın bir köşesinde yatakta hareketsiz bir şekilde uyuyan bir çocuk dikkatini çekti.
Kadın onu sallıyordu, İhsan kadına yaklaştı ve; “Anacığım, Allah’a yemin olsun ki cömertliğin ve güzel ahlakınla beni utandırdın, umarım Allah senin bütün dualarını kabul eder” dedi.
Kadın ise ona; “Oğlum, Allah benim bir duam hariç bütün dualarımı kabul etti” dedi. İhsan “Nedir bu dua?” diye sordu.
Yaşlı kadın da şöyle dedi:
“Bu benim torunum yetim ve öksüz yavrucak çaresiz bir hastalığa yakalandı. Doktorların hiçbiri tedavi edemedi ve bana sadece dünyaca ünlü İhsan adından bir doktorun tedavi edeceğini söylediler.
Doktor buradan çok uzakta yaşıyor, ayrıca çok yüksek paralar istiyormuş. Benim de oraya gidecek ne gücüm ne de param var. Torunumun vefat etmesinden çok korkuyorum. Allah’a işimi kolaylaştırması ve bana yardım etmesi için dua ediyorum.”
Doktor İhsan ağlayarak; “Anneciğim senin duan uçağın arıza yapmasına, şimşeklerin çakıp yağmurun yağmasına sebep oldu. Allah beni seni ta şu kapına kadar sürükledi” dedi.
Sonra; “Kullarım sana beni sorduklarında bilsinler ki şüphesiz ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin duasına karşılık veririm, şu halde davetime gelsinler ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulmuş olsunlar” ayet mealini hatırladı.
Doktor İhsan çocuğu kendi parası ile tedavi edip, her türlü desteği sağladı. Yetim çocuk duanın bereketi ile şifa bulmuştu. İşte Allah u Teala mümin kullarının elindeki duayı, en güçlü sebep kılar. Allah’tan daha büyük ve daha cömert kim olabilir..?