HHaber

Yarım mektup

Annem, evimizi, babamı ve bizi bırakıp gittiğinde ben altı yaşında, abim sekiz yaşındaydı.
Annemin babamı bırakmasını o yaşımda bile anlamıştım da, bizi terk etmesini bir türlü anlamamıştım. Bir anne çocuklarından nasıl vazgeçerdi? Babam, anneme iyi davranmazdı. Babam beni ve abimi de hır*pa*lardı.
Ben o yaşlarda babalar hep böyle davranır diye biliyordum. Anneler olmayınca, evlerin yalnız dört duvardan ibaret olacağını da, annem gidince öğrenmiştim.
Sabahları “Elinizi, yüzünüzü yıkayın, kahvaltı hazır” diyen olmadığı gibi, günlerce aç kalsan, “Aç mısın?” diye soranın da olmadığını o zaman öğrendim.

Öğrendiklerim içinde en çok kalbimi buran şey ise, anne kokusu olmayınca, çocukların kaç yaşına geliese gelsin hemen büyüdüğüydü. Ben altı yaşında büyüdüm. Annem evden ayrıldıktan sanırım on gün sonra idi evimize polisler geldi. Söylediklerine göre, annem kendi hayatından vazgeçmiş. Elinde sıkı sıkı tuttuğu bir zarf varmış. Zarfın üzerinde, kızım ve oğluma verilsin, yazmaktaymış. Ben o zamanlar okumayı bilmiyorum, nasıl okuyacağım ki? Abim okudu… DEVAMI İÇİN DİĞER SAYFAYA GEÇİNİZ…